İtalyanlar'ın atası olarak bilinen Etrüskler'in DNA'sı, Türkler'le yüzde doksanyedi aynı çıktı!



İtalya'da Ferrara
Üniversitesi'nin bu konudaki genetik raporu "The American Society of Human Genetics" dergisinin 2004 senesindeki 74. sayısında yayınlanmış.
Etrüsk mezarlarından alınan güvenilir DNA'lar, aynı çağda İtalya'da yaşayan diğer toplumlarınkiyle uyuşmuyor.
ATALARINI KURT EMZİRDİ
"Etrüskler", Orta İtalya'da Preklasik dönemde yaşamış olan ve bugünkü Toskana bölgesindeki nüfusun kökeni olan ve Roma İmparatorluğu'nun asal öğesi kabul edilen halka verilen ad. İnanışa göre bir kurtun emzirdiği çocuklardan gelmişlerdir, ki, ilginç bir kültürel benzerliktir
Çalışmada, milattan önce 7. ve 3. yüzyılda yaşamış 80 Etrüsklünün kemik örneklerinden DNA dizileri araştırılmış.
Etrüsklerin modern İtalyanlardan çok Doğu Akdeniz kıyılarıyla daha yakın evrimsel bağ gösterdikleri ortaya çıkmış.
Araştırmaya göre "Etrüskler, Kuzey Afrikalılar ve Türklerle herhangi başka bir toplumdan çok daha yakın bağlara sahipler. Özellikle de gen havuzlarındaki Türk komponenti diğer popülasyonlardan üç kat daha fazla!"
Ayrıca Etrüsk dilinin Hint-Avrupa dillerinden olmaması da ilgi çekiyor.
"Yüksek sosyal tabaka ve soylular
ın, hanedan sınıflarına ait DNA'ların bugünkü İtalyanların DNA'sından farklılığı, halk tabakasınkinden daha fazla" deniyor. Uzmanlardan bir kısmının, bu bilgiye dayanan yorumu, Etrüskler'in, Sümerler gibi bir ön Türk kolu olması ve bir süre Ege kıyılarına yerleştikten sonra, bir kısmının İtalya'ya göçüp oradaki yerli halkların üstüne uygarlık ve nizam getiren egemen grup haline gelmeleri.
Bana enteresan gelen, bu araştırmanın, yapıldıktan ancak iki yıl sonra bizim gazetelerde haber olarak
çıkması!
Elbette araştırmanın amacı "Bir Türk dünyaya bedeldir, dünya medeniyetini Türkler kurmuştur"u kanıtlamak değil. Tarihi aydınlatmak, özellikle de göç yollarını, göç sebeplerini bulmak.
Ancak bilginin yeni olmadığını, hatta bu konularla gayet ilgili bir insan olan Orhan Gencebay tarafından araştırmanın hemen sonrasında dile getirildiğini de söyleyeyim.
Yani son günlerde gazetelerde bu haber çıkmadan çok önce "Orhan Abim demişti"!
Herhalde son dönemde genetik bilimle ilgili haberlerin popülerlik kazanmasının sonucudur bu araştırmanın geç de olsa yer alması.
Biraz ileri giden birçıkarım olabilir, ama İtalyanların "Avrupa görmüş Türkler" olduğunu söyleyebiliriz belki buna dayanarak!
Demek yarın öbürgün AB'ye girersek bir tür İtalya olacağız! Belki de Avrupalıların bize gıcığı, ikinci bir Roma İmparatorluğu korkusu! Yani eğer onu da biz kurduysak? Kimbilir!
Dediğim gibi, genetik bilimcilerin amacı böyle eğlenceli senaryolara sebep olmak değil elbette.
Zaten onların son bombası "Acaba insan mıyız" haberi!
İnsan vücudunda bulunan yüzlerce bakteri türünün DNA'sını inceleyen bilimadamları, "Madem bu bakteriler olmadan yaşayamıyoruz, acaba tam olarak insan değil de, yarı insan yarı bakteri sayılabilir miyiz" gibi bir tartışma içindeler! Ayrıca bazılarına göre, insan hücreleri de birer bakteri özelliği gösteren organizmalar! Yani aynaya baktığınızda bir insan değil, el ele vermiş bir bakteri grubu görüyor olabilirsiniz bir bakış açısına göre!
Bütün bu genetik bilim bulguları bir araya geldiğinde "Siyah, beyaz, Etrüsk'lü, Türk, İtalyan, fark etmez, önce insan olmak lazım" gibi bir mesaj çıkıyor ortaya diyebiliriz! (ntv yayınları)

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS


Kaybolan Venedik
Dünya, Thomas Mann'ın "yarı peri masalı, yarı turist tuzağı" diye nitelediği kenti, güzelim eteklerinden çekiştiriyor.
Felaket, rokoko jestleriyle süslü halde çıkagelir İtalya'ya. Ve ayrıca ünlem işaretleriyle bezelidir. Yine de İtalya'nın hiçbir yerinde, Venedik'teki kadar güzel çerçevelenmiş bir krize rastlamak mümkün değildir. Ne kara ne de su olup, ikisinin arasında bir yerlerde ışıldayan bu kent, Adriyatik'in yukarı kesimlerinde bir lagünden serap misali yükselir. Yüzyıllar boyunca "acqua alta"nın (yüksek sular), gelgitler ve batan yapıların suç ortaklığından doğan amansız düzenlilikteki su baskınlarının altında kaybolma tehdidini yaşıyor olsa da kent başka daha pek çok soruna da gebedir. İsterseniz konuyu Almanca, Latince, Antik Yunanca konuşan, Sophokles'in Antigone'sini çeviren; politik entelektin düzeyini stratosfere dek yükselten, dalgın ama değişken haletiruhiyeli felsefe profesörüne; Venedik Belediye Başkanı Massimo Cacciari'ye danışın. Ona yüksek sular ve batan Venedik'i sorun da, size "Git ayağına çizmeni geçir" desin. Yerler kuru değilse çizmelerini giysinler efendim. Ayağa geçirilen çizmeler suya bir ölçüde çözüm olsa da lagün taşkınlarından çok daha fazla sıkıntıya yol açan bir sel türüne karşı pek etkili değil: turist seli. Venedik'te ikamet edenlerin 2007'deki sayısı: 60 bin. 2007 yılındaki ziyaretçi sayısı: 21 milyon. Örneğin, Mayıs 2008'de resmi tatille örtüşen bir hafta sonunda 80 bin turist Mısır'ın tarlalarına çöken çekirgeler gibi kente indi. İnsanların arabalarını park ettikleri ya da tarihi merkezlere gitmek üzere otobüse bindikleri belediye sınırları dahilindeki anakara parçası Mestre'de tüm otopark alanları doldu ve kapatıldı. Venedik'e ulaşmayı başaranlar balık sürüleri gibi sokaklara akın ederek, pizza ve dondurmaları havada kapıştılar ve arkalarında kağıt ve plastik şişeler bıraktılar. La Serenissima (en sakin) diye bilinen Venedik, artık bu sıfat dışında her şey. Ellerinde seyahat rehberi, valizlerinde diş fırçaları ve sağlam ayakkabılarının yanı sıra fantazileri de olmak üzere, bütün dünya, bu kentin incelikle yontulmuş kurnasına doluşuveriyor. Ve sonuçta, Venedikliler dışarı dökülüyor. Giderek artan bu akının tek nedeni turizm değil. Ama bir soru var ki işte o hiç değişmeksizin pus gibi havada asılı kalıyor: Son Venedikli kim olacak? Kentin kültür kurumlarından birinde yöneticilik yapan bir Venedikli, "Bu öyle muhteşem bir kent ki" diyor. Penceresinden sonu gelmez sürat motoru, gondol ve vaporetti adı verilen su otobüsü filolarıyla San Marco Havzası'nı ve daha öteleri, Venedik turizminin merkez üssü San Marco Meydanı'nı görebiliyorsunuz. "Adeta devasa bir tiyatro. Paranız varsa emrinize amade hizmetçileriyle bir 17. yüzyıl palazzosunda (saray) daire kiralayabilir, kendinizi aristokrat gibi hissedebilirsiniz." Lütfen şimdi oyun için yerlerinizi alın. İzleyeceğiniz bu oyunda Venedik ikili bir rol üstlenecek. Bir insanların yaşadığı Venedik var, bir de turistlerin ziyaret ettiği Venedik. Işık, dekor ve kostümler öyle güzel ki bakmaya insanın yüreği dayanmıyor. Ancak öykü keşmekeşle dolu ve sonu da belirsiz. Kesin olan bir şey var: Herkes baş kahramana âşık. (national geographic)

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Venice Floods

Venice Floods

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Aşklarıyla ve büyüleyici tatlarıyla İtalya


Vedat Milor, 25 yıl süren seyahatleri sırasında tutkuyla âşık olduğu İtalya’yı, Akdeniz usulü yaşam tarzıyla, efsunlu aşklarıyla, büyüleyici tatlarıyla, enfes şaraplarıyla ve elbette anılarıyla harmanlayarak bizlere sunuyor

Kılavuz kitap 'Lokanta ve Şarap Rehberi - İtalya' sayesinde, Toscana’nın en güzel ve aynı zamanda en salaş balık lokantasında lezzetli bir deniz kereviti yiyebilir veya Orcia vadisinde Ortaçağ’dan kalma bir handa, eski pecorino peynirinin yanında yıllanmış bir Brunello şarabı içebilirsiniz. Veya güney İtalya’da sıcacık bir dağ kasabasında kestane ağaçlarının gölgesinde dünyanın en güzel ravioli’sini yerken cennette olduğunuzu hayal edebilirsiniz.
Piemonte’ye giderseniz, Slow Food hareketinin merkezi olan “yoldaş” işi bir lokantada muhteşem bir makarna veya tren istasyonunun yanındaki samimi aile lokantasında çok çok ucuza güzel bir dana eti yiyebilirsiniz. Venedik’te, bir öğlen, Muro’nun şarap barında neşe dolu yöre esnafıyla demlenebilir, akşam romantik bir restoranda enfes deniz ürünlerinin tadını çıkarabilirsiniz.
Kısacası, Milor’un 130 lokanta ve 200’ün üzerinde şarap önerisi ile, İtalya’nın herhangi bir bölgesinde damak tadınıza, bütçenize, ruh halinize en uygun restoranı seçebilir, bu restorandaki en lezzetli yemekleri ve bu yemeklerle en uyumlu şarapları sahici bir Akdenizli gibi gönül rahatlığıyla ısmarlayabilirsiniz.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

PIAZZA CAMPO VE PARAŞÜTÇÜ

Sömestre grubumdan Hakan Beyin yakaladığı güzel bir foto.. Siena Campo meydanında izinsiz paraşütle atlayanlar... Devamında polisler bu maceraperestlerin peşinde :)

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

ETS TUR İtalya program detay ve tarihler için...



www.etstur.com web sitemizden takip edebilirsiniz. Merak ettiklerinizi bana sorabilirsiniz.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS